DRAFTS

11/22/21 Las Vegas Şehir Hapishanesi

*********EXTRA NOTLAR*****************************************

Mesela bir çocuğu düşünelim. 2 kez ağlayınca lokma verildiğini görünce 3. kez -kâinatta var olsun olmasın- içinde lokma yeme isteği doğacak ve ağlayıp bu isteğini varlık âleminin sahibine bildirecektir. Gökten helva indirme, İbrahim Peygambere kuzu çevirme gibi hikâyeler dışında evrenin size başka çocukların yediği lokmanın dışında bir materyal sunması imkânsız, ama bakın var olduğu için istemedik sadece inandığımız için istedik.

 Bilim ve felsefenin ilerlemesi için yaratıcının varlığının olmaması bir zorunluluktur. Uçurtmayı Vurmasınlar filminde denildiği gibi: “Ben yapmadım, Mickey yaptı!”. Yani 40 yılını inançlı bir biçimde düzgün olarak yaşamaya çalıştım fakat tüm birikimimle ürettiğim teorim, hiçbir şekilde yaratıcı varlığa inanmamı istemiyor, izin vermiyor ve yasaklıyor. Nasıl ki Şeytan gözü önündeki sonsuz yaratıcıya karşı çıkmış, direnmişti, teorimiz Şeytanın yapabileceğinin çok üzerinde bir kudrete sahip olmak zorunda çünkü an itibariyle 5 milyardan fazla insanın tüm hayatını üzerine inşa ettiği inancını yok etmiş bulunmaktayım.

Bildiğimiz kadarıyla Güneşi veya Güneş’in etrafında döndüğü yıldızların kütlesini arttırdığımızda Dünyanın hızını kolayca arttırabiliyoruz. Ben de teorimde teolojik kavramları bu çubuk gibi devreye alıp, konu anlaşılınca dengin denklemlerinden çekip çıkaracağım. Bildiklerim her iki hususta da yani madde ve mana konusunda da devede kulak. (Limit sıfırdan X’e giderken) “Tek bildiğim şey, hiçbir şey bilmediğim!” de denilebilir. Karşı olduğum ifade şu; “Benim bildiklerimi bilseniz, çok ağlar az gülerdiniz.” Vaoov! İddaa büyük yerden. Tabii ki şu kadarını söyleyelim: Nasıl ki Kur’an okuyan, dinleyen ya da şahit olmuş kişiler artık sorumlu kabul ediliyor ve hesaba çekileceği bildiriliyor, ben de an itibarıyla benim teorimi gördüğünüzü ve gören hiç kimsenin inkar edemeyeceğini bildiririm. Yani ‘Halka’ (Ring) filminde olduğu gibi benim teorimi gören herkes de artık inkar edemez. Çünkü nasıl cennete gitmek için mükemmel bir iman olmalı ve kesin olarak inanmalı, benim teorimde de, onların tabiriyle mutlak kötülüğün fikri olmalı, zamana bağlı olmamalı, geçmiş ve gelecek gibi zaman kavramlarının içerisine sığmamalı, tarihi olmamalı, %100 reformist ve yenilikçi olmalı, ezel-ebed her şeyi kaplamalı, tüm sorulara cevap vermeli, çağ açıp çağ kapatmalı, tam ortasında olmalı (değişimin). Umarım!

Tümdengelim şeklinde teorimize bakacak olursak, özellikle 1. bölgede yaşananları örneklendirmek hatta diğer bölgelerde yaşanması muhtemel olaylarla genişleterek, neyin gerçek, neyin sanrı; neyin geçici, neyin kalıcı; neyin basit, neyin komplike, neyin gelenek neyin gelecek olduğunu tespit edebiliriz. “Hayat eve sığar.” “Dört odaya sığar.” Mucizeyi de bu şekilde Ortanca Teorisine kabul edemediğimiz için gelmiş geçmiş tüm mucizeleri ne yazık ki reddediyoruz. Madde ve mana alemlerimiz gibi 4 bölgenin hiçbir yere oturmayan doğaüstü olayı kabul edemeyiz, dengeye gelmemiş- homeostasinin tamamlamamış hiçbir olayın meydana gelmesi mümkün değildir.

Tabii ki teorimizi geliştirmemizde en büyük yardımı yine mesnetsiz iddialardan, hurafelerden alıyoruz.! Nasıl ki Tanrıyı Paganist putperest anlayış yerle bir etmeye yetti, Firavun’un sihirbazları hikayesi de kısmen doğru olmalı. Muhtemelen ebonit çubuğun artı+ ve eksi- kutuplarının yardımıyla hafif nesnelerin hareketi gibi, belki başka bir yerden gelen mıknatısın halk tarafından bilinmesi dolayısıyla firavuna da ilginç eğlenceli bir oyun gelmişti, gülüp eğleniyorlardı. O yüzden Ortanca Teorimiz, her iki tarafı da iyileriyle doğrularıyla yanlışlarıyla kabul etme kararlılığımızı ortaya koyuyor.

Lokma teorisinde de lokmanın kendisi zaten kainattır, aşktır, besindir. Sevdiklerimizi ne kadar çok görmek istersek o kadar evrene mesaj gönderiyoruz, ne kadar boşluğunu-yokluğunu hissedersek anti-mana evreninde o kadar bir özlem oluşturuyoruz ve bu özlem anti-madde evrenini harekete geçirerek istediğimizi somutlaştırmakta ve kâinatın 4 kanadını dengeye getirinceye kadar da maddeyi dönüştürmeye devam etmektedir.

SON

DRAFTS

Published by thedonuttheory

Fethi Tatlilioglu

Leave a comment

Design a site like this with WordPress.com
Get started